Erkek gözleriyle, kadın kulağı ile sever Leh atasözü
İnsanlar iki farklı cinsiyette ayrılır. Kadın ve erkek… Bu cinsiyet farkı hiç birimizi diğerinden daha üstün, daha kıymetli insan yapmaz. İnsan olarak aynı değere, kıymete, haklara sahibiz. Evet eşitiz ancak bu farklı cinsiyetler bizi farklı kılıyor. Bu farklılıklarımız ile aynı hayatta birlikte yaşıyoruz. Anne- baba olarak, karı- koca olarak, sevgili olarak, arkadaş olarak, abi-abla-kardeş olarak, sınıf arkadaşı, iş arkadaşı vs. olarak hayatın her yerinde farklı rollerle birlikteyiz. Konumuz gereği bu yazıda sadece kadın erkek ilişkisinin en güzel, en zor, en sorunlu, en vazgeçilmez birlikteliği olan sevgili, eş, partner boyutuna bakalım. Diğeri olmadan hayat çoğu kez zor, anlamsız, tatsız tuzsuz bir o kadar da meşakkatli kadın erkek ilişkisinde bizi bir araya getiren, biz bir arada tutan ve tutmayan şeyler neler… Başlangıçta ve sonrasında ne arıyoruz? Bizi ne mutlu ediyor, ne üzüyor, ne arıyoruz; seçme şansımız olanlar seçimi neye göre yapıyoruz? Bana göre bizi bir araya getiren de, bir arada tutan da, ayıran da farklılıklarımız. İşte bu yüzden arayışımızda öteki yarımı arıyorum tarzı yaklaşımlar beyhude çabalardır. İki farklı yapı nasıl olur da ötekinin yarısı, tamamlayanı olur. Baştan beri ve bin yıllardır oluşmuş farklı genetik yapıya, pin koduna, hormonlara, sahibiz. Doğumdan itibaren de ailede, okulda, toplumda farklı yetiştirilerek bir nevi cinsiyete dair format atılıyor her birimize. Farklı hedeflere, beklentilere, görev dağılımlarına göre yönlendiriliyoruz. Kızlar, erkekler ayrı ayrı şöyle böyle olmalı, yapmalı tarzında. İşte bu farklılıklar günlük yaşamda ilişkide farklı davranış modellerine ve beklentilere itiyor; bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek istemeyerek, farkında olarak ya da olmayarak… Farklı şeylere gülüyoruz, üzülüyoruz; farklı şekilde eğleniyoruz, farklı şeylerden memnun oluyoruz, farklı şeylerden zevk alıyoruz, farklı şeyler canımız sıkıyor, stresle başa çıkma yöntemlerimiz farklı, sorunlara farklı şekilde yaklaşıyor farklı çözümler üretiyoruz, cinselliğe bakış açımız yaşama şeklimiz yüklediğimiz anlam farklı. Bu farklılıklarımızı çoğaltabiliriz. Bu farklılıklara rağmen bir araya geliriz. İlk başta bu farklılıkları fazla hissetmez, yaşamazken zamanla yüzleşiriz. Ve yaşanan sorunlarda belki de ilk tepkimiz bizim gibi tepki vermeyen, farklı algılayan ötekini yanlış yapan olarak yorumlarız çünkü bize uymayan bir yaklaşım sergilemiştir. Aslında olagelenin alt yapısında çoğu kez yanlış yok, her biri kendi farklı doğasına göre davranıyor. Erkekçe ve kadınca… Bu aslında ilk başından beri böyleydi. Ancak enerji, çekim, hedefe ulaşma gereği gerçeği görmeme, hep bir olumlama, idealize etme vs. ile göz ardı edilir. O halde sorunun çözümünde hatırlanacak ilk şey farklı olduğumuz. Bu farklılıklarımızın doğurduğu sorunlardan çok olumlulara odaklanarak ortak alan olan biz alanı oluşturmak, empati yapmak, farklılıklara saygı duymak, açık net samimi bir iletişim kurmak, suçlamadan sevgi gereği ötekini de düşünerek hareket edilmeli. Yanlış ya da hatalı olan Ayşe, Hatice; Mehmet, Hasan değil kadınsal ve erkeksel özelliklerden kaynaklı davranış modeli… Tabii ki burada kasıtlı bile isteye yapılan insana özgü yanlışları kastetmiyoruz. İlişki de tabii ki sorunlar olur bu doğal, burada söylemek istediğim şey çoğu sorunların cinsel yapıdan kaynaklı olduğunu ifade etmek. Cinsel farklılıkların ve neden olduğu sorunları farklı bir yazıda dile getireceğim. Sorun çoğu kez sen de ya da onda değil, kadın ya da erkek olmaya özgü… bunu bilin istedim. 🙂
Kalın sağlıcakla
Aziz Serçe






