Kalıcı sorunlarla baş etme konusunda en başarılı çiftler, bu sorunlar hakkında konuşmayı öğrenmiş çiftlerdir. Jhon Gottman
Merhaba sevgili… İki farklı insanız, farklı cinsiyet, farklı coğrafya, farklı genetik miras, farklı ebeveyn, farklı çocukluk, farklı inanç, farklı 0-7 yaş, farklı eğitim, farklı ergenlik, farklı yaşanmışlıklar, farklı ilişkiler, vs. sahip bir yaşam içinde yollarımız keşişti. Uzun süredir de birlikteyiz ve ruhsal, duygusal paylaşımlarımız acısıyla tatlısıyla devam ediyor. Devam ettiğine göre bu demek oluyor ki olumlular olumsuzlardan fazla ve sevginin olduğuna dair şüphe yok. Buna rağmen zaman zaman ciddi sorunlar da yaşıyoruz yukarı da ki farklılıklarımızdan dolayı olsa gerek. Bu farklılıklar doğal olarak bilerek- bilmeyerek, isteyerek – istemeyerek, kasıtlı – kasıtsız sorunlar yaşatır bize. İnsanlar sevdiğine kasıtlı olarak bir sorun çıkarmaz diyerek, narsistik bir durum var mı yok mu ya girmeden olağan sorunlara dair ne yapabiliriz aslında esas mesele. İnsan insana olan ilişkimizde doğru olan, olması gereken şey öncelikle sorunu fark etmek, kabul etmek ve tanımlamak gerekiyor. Her bir sorunu da tek başına ele almalıyız, başka içerik ve zamanlarda ki diğer sorunlardan bağımsız olarak. Bu sorunun kaynağı ne, bize neyi ifade ediyor, nasıl bir mesaj veriyor. Bütün bu süreci doğru iletişimle, empatiyle, saygıyla, sevgiyle, sabırla, açıklıkla, dürüstlükle, netlikle ve samimiyetle yürütmeliyiz. Bunun için de sorunlarımızı sakin, öfkeli olmadığımız bir zamanda ele almalıyız. Amacımız elbette birlikte mutlu bir ilişki sürdürmek, ancak bilindiği üzere mutlu ilişki demek sorunsuz ilişki demek değildir. Sorunun çıkması doğal, önemli olan sorunları çözme becerisidir. Suçu sürekli olarak karşıdakinde yüklemeden, egodan, kibirden, kazanma, haklı olma eğiliminden uzak, savaş gibi görmeden, müzakere ile anlamaya çalışarak, sevgi ve saygı ile sorunları ele alabilmeliyiz. Açık ve net iletişimle, akıl okumadan, varsaymadan, susup anlaşılmayı beklemeden… Her sorun çıktığında sadece kendi penceremizden bakmadan, ödün vermeme psikolojine girmeden, saptırılmış biz olgusuna ters düşen özgürlük vs. saplantılarına girmeden, küstüm oynamıyorum, gidiyorum, yokum, bitti gibi yetişkin bireyler olmaya aykırı, ben buyum, işine gelirse iması gibi abes tutumlar sergilemeden sevgiye hak ettiği değeri vermeliyiz. Özellikle öfke ile bile olsa olmuyor, anlaşamıyoruz, ayrılalım, görüşmeyelim tutumu oldukça yanlış olur. Hele ki yine öfke ile yapılan hakaret içerikli, belden aşağı, küfür içerikli sözcüklere yer verilmemeli, bundan kesinlikle kaçınmalıyız.
Sevgi bir duygu, sevmek ise bir eylemdir. Sevmek o sevgi duygusunun yaşam içinde birlikte var olabilmenin, “Biz” in oluşturulması ve yaşatılması, çaba ile motivasyon ile mümkün olabilir.
Haklı değil mutlu olalım, ne dersin… :))
Aziz Serçe






