İNSANLAR NE DER ZULMÜNDEN İNSANLAR DESİN DİYE YAŞANAN BOŞ YAŞAMLARA
Üç istek sizi başkalarının kölesi yapar; sevilme isteği, beğenilme isteği, takdir edilme isteği
Osho
Yaşam kalitemizi, mutluluğumuzu, kişisel gelişimimizi olumsuz yönde etkileyen önemli unsurlardan biridir, diğer insanlar ne der kaygısı… Çünkü diğerleri tarafından beğenilmek, sevilmek, takdir edilmek, içinde yaşanılan topluma ait olmak büyük bir ihtiyaç olarak sunulmuştur. Böyle olunca bireyin kendi olması, kendine özgü tutum ve davranışlar ile yaşam sürdürmesinin önüne ket vurulmuş olur. Çünkü kendisine iyi gelen diğerleri için uygun olmayabilir. Böyle olunca da her tutum ve davranışımızda diğer insanlar ne der kaygısı ile tetikte yaşamak, bir nevi esaret yaşamıdır. Ve maalesef taa çocukluk döneminde başlar bu anlayışa dayalı bireyi olumsuz yönde formatlamak… Çocuk maalesef bakıcılarından gerekli ilgiyi, desteği, güveni, bakımı almak uğruna; onlara tabi olmak zorunda… Onların bakışını kabullenmek, onların doğrusuna göre davranmayı öğrenmek zorunda kalır. Bu formatla büyüyen çocuk beğenilmek, sevilmek, kabul görmek adına özsaygı, öz benlik ve öz sevgiden yoksun yaşar. Zaman zaman daha da ileri gidilerek, ne derler olgusu asılsız uydurma ahlak kuralları ile bağdaştırılmış ayıp kavramı ile süslenir. Aaa çok ayıp… Seni sevmezler, beğenmezler… E o halde ne yapmak lazım, beğenilmek sevilmek, takdir edilmek uğruna kendi dışındaki herkese göre yaşamayı öğrenmek zorunda… Daha da kötüsü kendisine uymayan, mutsuz olduğunu bildiği koşullara hayır diyebilmeyi öğrenemeyecektir. Bu durumda çoğu kez dikkat çekmek, sevilmek, beğenilmek, onaylanmak, kabul görmek adına içinde öyle hissetmese, öyle yaşamıyor olsa bile, kendi benliği ile hareket etmeyecek. Sürekli öyleymiş gibi görünmek adına gerçek hayatta maske ile yaşarken; sosyal medya ve ortamlarda öyleymiş gibi davranacak, maskeli … Like için… Ailede, arkadaş çevresinde, okulda, işyerinde, ikili ilişkilerde… Sonuç her durum ve koşulda ben olamadan süren mutsuz içsel ve dışsal çatışmaların hüküm sürdüğü bir hayat…
Peki nasıl yansıyacak bu ikili ilişkilere… Genelde ilişki görünmez bir bütün olarak aslında altı kişilik olur. Her bir bireyin gerçek beni, olmayı istediği beni, kabul görmek( sevilmek, beğenilmek vs.) için sergilediği en az üç beni vardır. Ve tabi ki her iki birey de kabul görmek için uygun olan ben maskesini takacaktır. Böylece iki maskeli insanın maskeli balo tadında en fazla altı ay süren bir ilişkisi olacaktır. İki maskeli insanın sırf sevilmek beğenilmek uğruna ötekine maskeli sahte tutum ve tavrı ilişkiye ne kadar derinlik katar, ne kadar sürdürür… Bu sahte benler ile bireyin kendisini ve ötekini idealize eden iki insanın ilişkisinin gerçekliğe, uzun süreli olabilmesine imkan tanır mı? Tanımaz… İdeal ilişkiler, bireylerin gerçek benleri ile maskesiz bir araya gelmeleri ile mümkün. Her bireyin öncelikle kendisini çok iyi tanıması gerekir. Ne istediğini, kendisini nelerin mutlu edeceğini, değerlerini, beklentilerini iyi biliyor olması gerekiyor. Böylece kendi öz benliği ile ben varım, buradayım diyerek ikili ilişkiye adım atabilmelidir. Tam, bütün bir ben, diğer tam ve bütün bir ben ile; beklentilerinin, değerlerinin örtüştüğü bir yolculuğa çıkabilmesi halinde mutlu olabilir.
Yaranmak, beğenilmek, sevilmek, like almak beklentisi olmadan, gerçek benlerin bir arada olduğu maskesiz bir yaşam ve kalıcı ilişkiler yaşanması dileklerimle…
Aziz Serçe
Eğitimci – Koç




